Outdoor Training

Bu kez bir eğitmenimizin ağzından çok uluslu bir aktivitemiz...

Cumartesi sabahı saat 6:30'da Adrenalin'de gayet uykulu bir şekilde buluştuk ve aktivite malzemelerini minibüsümüze atıp yola koyulduk. Ağva'nın virajlı yollarında zorlu geçen 2,5 saat sonunda işte aktivite alanımıza gelmiştik. Oyunların oynanacağı parkuru daha önceden hazırlamıştık. Sadece katılımcılar gelmeden önce yapmamız gereken son hazırlıklarımız kalmıştı. Tüm hazırlıklarımızı bitirdiğimizde katılımcıları kamp alanında karşılamak üzere hazırdık.

Çok uluslu bir toplulukla karşı karşıyaydık. Norveç'ten, Ingiltere'den, Kore'den, Çin'den katılımcılarımız vardı...Dolayısı ile tüm aktivitemiz için ortak dil olarak ingilizceyi kullandık.

Katılımcıların çok uluslu yapısına da uygun olması açısından, aktivite senaryomuz Osmanlı imparatorluğunda geçen bir öyküyü içeriyordu. Ekipler kayıp hazineyi bulma yolunda navigasyon tekniklerini kullanmak, yolda karşılaşacakları şifre ve problemleri çözmek zorunda kalacak, ancak gerçek bir ekip olarak hareket edebildikleri takdirde aşabilecekleri zorluklarla karşılaşacaklardı. Bir yandan eğitimimizi gerçekleştirirken, "eğlenmek" de en önemli hedeflerimizden biri olduğu için, bal kabağına dönüşmüş bir prenses, yakışıklı Osmanlı prensi, kötü büyücü kostümleri, hazine sandıkları, büyülü yiyecekler, sihirli mantarlar katılımcılarımızın doğu mistizmini hissetmelerine yardımcı oldu...

Katılımcıların bilgilendirilmesini takiben, kendi grubumla birlikte bizim grubun ilk problemi olan "nehir geçme" istasyonuna ulaştık. Grup hemen kaynaklarını analiz etmeye başladı. Liderleri başkanlığında sürdürülen beyin fırtınasının sonunda tam da Adre-x ekibi olarak çözüm için kafamızda oluşturduğumuz sistemi gerçekleştirme kararı aldılar. Daha sonra değerlendirmede öğrendik ki 3 grup da farklı 3 çözüm geliştirmişlerdi. Bu da insanların yaratıcılıklarının başarıya ulaşmadaki önemini vurgulayan bir deneyimdi.

Bizim ekip çözümü bulmuştu bulmasına da, şöyle ufak bir sorun vardı ki iki kişinin geçmesi yeterli olacağı halde herkes karşıya geçmek istiyordu:) Ben kimsenin ıslanma riskini göze alamayacağını düşünürken, tüm grup macera ruhuyla, ıslanmayı çok da umursamıyordu. Herhangi bir tartışma yaşanmadan, üç kişinin karşıya geçip geri gelmesiyle bu etap çok kısa bir zamanda bitirildi. Grup kendi içinde takım ruhu fikrine çok çabuk adapte oldu. Öyle ki nehirden ayrılıp diğer noktaya giderken yolda zafer sesleri yükselmeye başlamıştı. Aktivite dili olarak Ingilizce'yi seçmiş olmamız, Türkçe konuşmanın yasak olduğu anlamına geliyordu. Bu zafer çığlıklarının Türkçe olması üzerine gruba ceza vermek gerekiyordu (bitirme sürelerine beş dakika eklemek) ancak bu seslerin bir Norveçliden galatasaray marşı olarak gelmesi sebebiyle tarafımdan herhangi bir ekleme yapılmadı:)

Ikinci oyunumuz "bataklık aşma" idi. Burada ilk önce nehir geçmede kullandıkları birkaç malzemeyi de kullanmak istediler. Bütün kaynakları gözden geçirme konusunda pozitif bir yaklaşımdı ancak daha sonra bunun mümkün olmadığını hemen anladılar. Yapılan ilk tartışmalardan bir sonuç çıkmayınca ufak tefek hilelere başvurmak istediler. Grupta hemen herkes çözüm için tartışmaya katıldı, bu arada oyun hakkında bana sürekli soru sormalarıyla benimle olan iletişimlerini de kaybetmediler. Zaman yönetimi konusunda bu oyunda da ilkinde olduğu gibi çok başarılıydılar. Yine erkenden oyunu bitirip yola koyulduk. Yolda diğer iki grupla karşılaşıp, her ikisinin de henüz bir oyun bitirmiş olduklarını öğrenince tüm grup aktiviteyi birinci olarak bitirme fikrini benimseyip, prensesi kurtarmaya kanalize oldu. Ancak hesaplanmayan bir şey vardı ki o da bizim henüz şelalelere gitmediğimizdi. şelaleler parkurun en uzak noktası idi ve diğer iki grup da şelalelere gidip geri dönmüştü. Biz, şelalelere vardığımızda grubun ön tarafında yürüyen bir kaç kişinin hayranlık çığlıkları yükseldi. "Harika...Ne iyi ettik de geldik". Haliyle burada yorgunluğumuzu üzerimizden atmak için biraz gevşedik, yedik, içtik, zamanın nasıl geçtiğini farketmedik.

Yola tekrar koyulup üçüncü oyunumuz olan "örümcek ağı"na geldik. Grup, ilk önce örümcek ağının karşısında durup bir düşündü. Delikleri saydılar, herkesin fiziksel yapısına uygun birer delik buldular. Fiziksel rol dağılımını çok başarılı bir şekilde gerçekleştirdiler. Ilk aşamada oyun neredeyse bitmek üzereydi ki sondan ikinci kişinin ağa değmesiyle başa döndüler ve bu kez o kişiyi ilk geçirip riski daha aza indirdiler. Bu oyunda çok iyi organize oldular ve ikinci denemede gerginlik yaşamadan, başarıyla bu oyunu tamamladılar.

Tüm oyunlar bittikten sonra pusula yardımıyla parkur içerisine gizlenmiş olan, prensesi kurtarmak için gerekli büyülü hazine sandığına doğru yola koyulduk. Sandığı büyücüye verip, büyücüden sihirli sözcüğü öğrenince iş prensese bu sözcüğü söyleyerek onun kurtarılmasına kaldı. Ancak uğrunda saatlerce soğuk sularda boğuştukları, çamurlarda debelendikleri, tehlikelere atıldıkları prensesin çirkinliği karşısında (Prenses kılığındaki arkadaşımız yüzüne pespembe abartlı bir makyaj yapmıştı) herkes şaşkına döndü. Bu hafif şoktan sonra herkes çay, kahvelerini yudumlayarak yorgunluk atarken günün en önemli kısmı olan değerlendirme başladı.

Her bir eğitmen kendi grubunu aktivite boyunca gözlemlemiş notlar almıştı. Kendi tespitlerini baz alarak ekibin problemleri çözüm süreci içerisinde yaşadıkları olumlu/olumsuz yönler katılımcılar tarafından hep birlikte tartışıldı. Iş hayatı ile bağlantılar kuruldu, sonuçlara varıldı.

Değişik kültürlerden gelen ve farklı diller konuşan insanların, olaylara yaklaşım tarzlarındaki farklılıkları tespit etmek açısından değişik bir tecrübeydi. Ana dili haricindeki bir dilde "iletişim" kurma güçlükleri, iletişimin öneminin inanılmaz netlikte ortaya çıkmasına sebep oldu..

Biz eğitmenler olarak çok eğlendik, kamp alanında oturken duyduğum kahkahalar ve gülen suratlara bakarak söyleyebilirim ki galiba herkes iyi vakit geçirdi. Bu aktivitenin her katılımcıya bir şeyler kattığı inancındayım. Tüm katılımcılara tatlı bir sonbahar gününü bizimle paylaştıkları, kurallara uydukları ve hepimize çok güzel vakit geçirttikleri için teşekkürler....


Mehtap Arslan
Adre-X Eğitmeni

Gerçekleştirdiğimiz diğer aktivitelerden örnekler:

Cargill - Kazdağları Outdoor Training 12 - 13 Nisan 2003
Nokia Outdoor Training 26 Aralık 2002
ODTÜ 12 Ekim 2002
Şirket İçi Eğitim 27-28 Ağustos 2002
BP Akaryakıt Grubu 4 Temmuz 2002
Bovis Lend Lease 18-19 Mayıs 2002
Outdoor Training Ana Sayfa


HC TRADING
21 Eylül 2002
















































 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

adre-x powered by adrenalin